Ruh Haliniz Kötü Olduğunda Yapabileceğiniz Basit Ama Faydalı 15 Şey

Anne Olmak Zor Zanaat

Modifiye Edilmiş Birbirinden İlginç 15 Araba

Dinine En Çok Bağlı 20 Ülke

Çürümüş Et Gibi Kokuyorum; Üzerimde Yürüyen Kurtçuklara Sor!

Halen yürüyor olabilirken aynı zamanda bir ölü olmak… Ya da artık çürümeye yüz tutmuş bir cesetken; üzerinde dolaşan kurtçukları sayabilmek… Kulağa çılgınca geliyor. Zaten çılgınca. Hatta tam bir delilik! Bu delilik ile karşılaşan ve tanımlayıp literatüre taşıyan ilk kişi ise; Jules Cotard. Tabii bu tanımlamayı yaparken kendi adını vermeyi uygun görmüş olacak ki; Yürüyen Ceset Sendromu olarak anılan bu nöro-psikolojik bozukluk; tıbbi terimlerde Cotard Sendromu olarak yer alıyor. Peki sıradan bir insan Cotard Sendromuna uğradığı zaman tam olarak neler oluyor?

Cotard Sendromu

Öncelikle bu bozukluğa yakalanmasında etkili olan birkaç nedenden bahsedelim. Genel anlamda; ağır bir şekilde seyreden depresyon ve akli bozukluklarda, ölüme karşı duyulan aşırı korku durumlarında, iş, aile ya da maddi açıdan alınan ağır çöküşler durumunda sendromun başlangıcı için gerekli zeminin elverişli olduğu söylenebilir. Vakada anahtar nokta “kişinin her şeyini kaybetmiş olduğu hissi”  ya da “sahip olduğu şeyleri kaybetmeye karşı duyduğu olağandışı korku hissidir”. Kişi bu hastalığın seyir sürecinde “her şeyin öylesine son bulmuş olduğunu düşünür ki; yaşadığı bu algıyı ölümle bağdaştırır ve ardından ölümün evrelerini tek tek yaşadığını hissederek halen, soluk alıp vermenin insanı çıldırtan çelişkisi arasında yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır.” Büyük bir çoğunluğu da sürdüremez. Cotard Sendromu hastalarının büyük bir çoğunluğu intihara eğilim gösteren hastalardır. Bu çelişkide var olmaktan kaçıp ait oldukları yere; bir morga, bir cenaze töreninde ya da nihayet mezarlarında olmak isterler.

Cotard Sendromu

İntihar teşebbüsünde bulunmayan ya da başarılı olamayan hastalar ise; başlangıç evrelerinde öncelikle gerçeklik kargaşası yaşarlar. İlk olarak kendilerinin var olup olmadığını, ardından da gerçekten üzerinde yaşadığımız bu gezegenin varlığına dair şüphe ve sanrılarla dolu bir evre geçirirler. Bu sürecin sonunda genellikle kendilerinin gerçekten var olmayıp, yakın bir süre önce ölmüş oldukları kanısına varırlar. Bu dönem genellikle intihara meyil gösterilen dönemdir. Dünyaya ait olmayış kısmen suçluluk duygusu uyandırır. Sanki olmaları gereken yerlerden kaçıp dünyaya gelmişler gibi endişe duyarlar. Yine aynı dönemde pek çok yaşadıkları çevreden kaçıp mezarlıklara sığınırlar. Eve götürülmelerinde hayli uzun süren ikna süreçleri yaşanır. Çünkü olmaları gerektikleri yerin tam da burası olduğu düşüncesindedirler.

Cotard Sendromu

Fakat bir mezarda olmamaları onların yaşıyor olduğu anlamına da gelmiyordu. Çünkü onlar kendilerini ölü biliyorlardı. Aynada gördükleri şey bir ölünün bedeniydi. Ölü şişkinliğinin yerini çoktan kemirgenlerin ısırışları ile oluşan yara berelerle morarmalar almıştı. Artık delik deşik edilmiş bir beyinleri vardı. Belki de yoktu. Çoktan kemirilip bitirilmişti bile! Kanları ise onlarca minik kurtçuğun arzuladığı lezzetli bir içecekti. Bu yüzden kalan son bir kaç damlaydı. Tüm bu küçük canlılar bedenlerini iştahla yok ederken; nazik bir teşekkür yerine berbat bir koku bırakıyorlardı. Hastaların tahammül sınırını zorlayan en önemli noktalardan biriside buydu; çürümüş ceset kokusu! Gerçek olmayan fakat kendilerinin duyumlamakta oldukları bu kokuya; katlanamıyorlardı.

Cotard Sendromu

Sonuç olarak Cotard Sendromlu bir hasta profili; kendisinin ölü olduğunu düşüyor, aynaya baktığında suratında ve vücudunda dolaşan kemirgenlerle birlikte onların açıkları yaralarla oyukları görüyor, ayrıca berbat bir şekilde de ceset koktuğunu hissediyordu. Tüm bu sanrıların sonucunda bir morga konulmak ya da artık mezarına gitmesi için özgür bırakılmayı arzuluyordu.

Cotard Sendromu

Onları Ölmemiş Olduklarına İnandırabilmemiz Mümkün Mü?

Realist olmak gerekirse bu çok kolay bir şekilde olmuyor. Ayrıca her zaman gerçekleşemediğini de söylemek gerekir. Hastalığın tedavisinde henüz tam olarak uygulanacak olan teknikler netlik kazanmış değil; çünkü oluşumuna yol açan nedenler de henüz tam anlamıyla belirlenebilmiş değil. Genellikle klinikte uygulanan ilaç tedavisi ile EKT (Elektroşok) uygulanımı ile başarı sağlanılmaya çalışılıyor. İlerleme kaydedilemeyen çoğu hasta da yaşamına son vermenin bir yolunu buluyor.

Cotard Sendromu

Yakın Tarihten Bir Örnek;

Sene 2008, olay yeri Filipinler. 53 yaşında Filipin yerlisi bir kadın; ailesinden onu morga götürmeleri ricasında bulundu. Ardından “ölü olduğunu burada olmasının doğru olmadığını” söyledi. “Morgda olduğumda çok daha iyi olacağım” dedi. Ailesi hastaneye durumu bildirdikten sonra tıbbi tetkikler yapıldı. Teşhis olarak; Cotard Sendromu gösterildi.

Cotard Sendromu

 

Cotard Sendromu
BilgimiO | İlginç Bilgi ve Tespitler

 

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.